MANIFESTO OF LIBERATION
From this day forth
I choose to live a
jealousy free,
sickness free,
headache free,
bitterness free life...
Happy, mirthful life...
I choose to keep my sanity...
Sleep with peace of mind...
16.04.2015
A.E.
16 Nisan 2015 Perşembe
28 Ocak 2015 Çarşamba
29 Ocak 2014 Çarşamba
Aşk acısından özgürlüğe giden yolda gözyaşları yol arkadaşıdır...
Birisini seversin, kavuşamazsın, üzülürsün, özlersin, her an azap olur....falan filan....
Birisini özlemek alışkanlık olur. Özlediğin sürece sevgi var sanırsın. Sevgin özlemle beslenir, can bulur.
Sonra bir an gelir o özlemin yerini öfke alır.
Sevmez olursun.
O'nu her düşündüğünde özlem ve sevgi dalgası yükselir gibi olursa da hemen ardından hepsini bastıran bir duygu olur öfke....
Tam olarak anlamlandıramadığın bir şekilde öfke dolar içine.
Dah sonra da başka bir an gelir.
Bir bakarsın O'nu düşünmez, özlemez olmuşsun.
Günler geçmiş ve daha önceleri 24/7 düşündüğün O kişiyi adeta aklına bile getirmez olmuşsun.
Nasıl güzel bir rahatlamadır o!
Ve ardından gelen en güzel safha: Tamamen nötr olma ve hç bir duygu hissetmeme dönemi.
Bugün bu kadar anlamsız gelen O kişiyi nasıl olup da sevebildiğine, fiziken ya da ruhen kul köle olabildiğine
şaşıp kalırısn.
İşte o an: Özgürlük anıdır....yeni ufuklara yelken açma zamanıdır!
:)
Not: Aşk acısı çeken bütün kızlara.....
Yaşama yeniden tutunmak...
Hani bitmişti ya...tükenmişti...hayatın anlamı, yaşamanın gereği, tutunacak bir dal kalmamıştı.... ne oldu?
İşte tam da o noktadayken....tam da herşeyden vazgeçmişken geldi O.
Hayatıma yepyeni bir anlam kattı....hiç bilmediğim ve hatta hayal dahi edemeyeceğim duygular yaşattı bana.
Kara bir deliğe döndü sandığım kalbime yepyeni bir ışık oldu...sımsıcak bir sevgi seli oldu ve beni doludizgin aşık etti kendine...salya sümük ağlatarak ilk günden.....ama mutluluktan.....çılgıncasına mutluluktan!
Sonra da en sıcak tebessümlerimin, en içten kahkahalarımın nedeni oldu O.
Hep bir kızım olsun isterken koşa koşa girdi hayatıma ve tam orta yerde kendine bir taht kurup, pişkin pişkin kuruluverdi küçük bey!
Dört ayaklı bir pamuk yumağı kılığna girmiş bir melek olduğuna yürekten inandığım canım oğlum... Hippie!
Seni seviyorum.....
28 Mayıs 2013 Salı
Çelişki....
Bu ne yaman çelişki anne......
Ölümüne sevdiğin, uğruna ölürüm dediğin birisiyle aynı çatı altında olmaya tahammül edememek.
Bu nasıl tarifsiz ve hatta anlamsız bir acı.........
Olsa olsa bir lanet olabilir.
27.05.2013
Ölümüne sevdiğin, uğruna ölürüm dediğin birisiyle aynı çatı altında olmaya tahammül edememek.
Bu nasıl tarifsiz ve hatta anlamsız bir acı.........
Olsa olsa bir lanet olabilir.
27.05.2013
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Rolling Stones....
Rolling Stones adını her duyduğumda yokuş aşağı yuvarlanan taşlar gelirdi aklıma.
Şimdi ben bizzat öyle hissediyorum....Yokuş aşağı yuvarlanan bir taş gibi.
Sanki herşey kontrolden çıkmış gibi yuvarlanıyorum hızla.
Tutunmak istiyorum bir yerlere ama tutunacak hiç bir dal yok gibi.
Her denememde, tırnaklarım kırılıyor, ellerim kollarım çizikler kesikler içinde kalıyor.
Kırıla kırıla tükenmiş gibiyim.
Un ufak oldum, minicik kaldım sanki.
Unutmuşum kalp acısının bu kadar büyük olduğunu, sadece yürekte değil, fiziken de hissedildiğini.
Canım acıyor, hem de çok....
Yine o noktadayım.
Gitmekle kalmak, çoklukla hiçlik yeniden doğuşla ölüş arasında.
İhtiyar vücudum, yorgun kalbim, tükenmiş beynim ve kayıp ruhum bana daha ne kadar dayanabilecek?
Bilemiyorum.
Taze kan nakline ihtiyacaım var belki de
Bilemiyorum
Ağzımdan çıkan kelimelerin sonu hep aynı takıyla bitiyor: Kontrolsüz akan gözyaşlarım, ıslak yüzüm.
Yine o noktadayım.
Gitmekle kalmak, çoklukla hiçlik yeniden doğuşla ölüş arasında.
06.05.2013
Hıdırellez
5 Mayıs 2013 Pazar
Bitti.
05.05.2013
Bugün bitti....içim yarıla yarıla bitti....beklenen son bu ama neden bu kadar acı?
Bugün bitti....içim yarıla yarıla bitti....beklenen son bu ama neden bu kadar acı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


