16 Kasım 2015 Pazartesi

Hippie my baby...

Akşamlarımı oğlumla oynayarak geçirmek gibisi yok :) Saatlerce oynayabilir ve mutlu olabiliriz birlikte :) Sonrasında da yorgunluktan uyuyakalmak en güzeli!

İşte oğlumla rutin akşamlarımızdan birisi:



11 Kasım 2015 Çarşamba

...miş gibi....

Severmiş gibi...
Mutluymuş gibi...
Yaşarmış gibi...
Ölmüyormuş gibi...

10 Haziran 2015 Çarşamba

Boş bardak



Kana kana su içtiğiniz bardağı, boşaldığı zaman kırıp atıyor musunuz yoksa sakince bir kenara koyup işinize/yolunuza devam mı ediyorsunuz?

Aynı şey ilişkiler için de geçerli.... Dolu dolu yaşanan bir ilişkinin bittiğini, içinin boşaldığını farkettiğinizde kırıp atmak mı lazım yoksa sakince bir kenara bırakıp hayatınıza devam etmek mi?

Ya tekrar susadığınızda aynı bardağa ihtiyacınız olursa? Önemli olan bardak mı kaynak mı? Kaynak kurumadıktan sonra bardak sadece bir aracı değil mi? Aynı bardağı tekrar doldurabilme ihtimali olduğu gibi, bitmeye yüz tutan ilişkileri de tazelemek mümkün değil mi? Kaynak kendi içimizde...

Hem o bardağı kırmaya çalışırken kendimizi yaralama riski de var....

Sakin kalmayı becerebilmek en büyük beceri galiba....

"Ben seviyorsam sen bahanesin" demişti şairin biri.

Aynen öyle... sevginin kaynağı kendi içimizde. Bunu paylaşmayı hakeden, gözealan hoş gelir, sefa gelir. Taşıyamayana güle güle... ama kırmadan, parçalamadan, yüzyüze bakmayı imkansız hale getirmeden...Tekrar sevebilme ihtimalini imkansız hale getirmeden...






16 Nisan 2015 Perşembe

Just too tired...



There are two types of tiredness: One blocks you, one liberates you!

I stuck with the first one way too long....I choose the second one now :)


MANIFESTO OF LIBERATION
       
From this day forth
I choose to live a
jealousy free,
sickness free,
headache free,
bitterness free life...              
Happy, mirthful life...
I choose to keep my sanity...
Sleep with peace of mind...

16.04.2015
A.E.

29 Ocak 2014 Çarşamba

Aşk acısından özgürlüğe giden yolda gözyaşları yol arkadaşıdır...



Birisini seversin, kavuşamazsın, üzülürsün, özlersin, her an azap olur....falan filan....

Birisini özlemek alışkanlık olur. Özlediğin sürece sevgi var sanırsın. Sevgin özlemle beslenir, can bulur.

Sonra bir an gelir o özlemin yerini öfke alır.

Sevmez olursun.

O'nu her düşündüğünde özlem ve sevgi dalgası yükselir gibi olursa da hemen ardından hepsini bastıran bir duygu olur öfke....

Tam olarak anlamlandıramadığın bir şekilde öfke dolar içine.

Dah sonra da başka bir an gelir.

Bir bakarsın O'nu düşünmez, özlemez olmuşsun.

Günler geçmiş ve daha önceleri 24/7 düşündüğün O kişiyi adeta aklına bile getirmez olmuşsun.

Nasıl güzel bir rahatlamadır o!

Ve ardından gelen en güzel safha: Tamamen nötr olma ve hç bir duygu hissetmeme dönemi.

Bugün bu kadar anlamsız gelen O kişiyi nasıl olup da sevebildiğine, fiziken ya da ruhen kul köle olabildiğine
şaşıp kalırısn.

İşte o an: Özgürlük anıdır....yeni ufuklara yelken açma zamanıdır!

:)

Not: Aşk acısı çeken bütün kızlara.....